Son dönemde işletmeler yetenek kazanımı bütçelerini belirgin şekilde artırsa da işten ayrılış gibi hayati evreler kurumsal stratejilerde hak ettiği yeri bulamıyor. Brandon Hall Group araştırmaları, başarılı bir oryantasyon sürecinin personeli elde tutmada %82, üretkenlikte ise %70 artış sağladığını ortaya koyuyor. Buna karşın Gallup verilerine göre çalışanların yalnızca %12’si kurumlarının kendilerini tatmin edici şekilde karşıladığını düşünüyor. Sosyal medyada sıkça paylaşılan karşılama kitleri ise çoğunlukla bu deneyimsel boşluğu kapatma arayışından kaynaklanıyor.
Çalışan Deneyiminde İhmal Edilen Kritik Dönemeçler
İşe giriş, çalışan serüveninin sadece başlangıç çizgisini oluşturuyor. Sağlık sorunları ve hastalık dönemlerinde sergilenen kurumsal yaklaşım bağlılığı doğrudan şekillendirirken, bu süreçlerde değersiz hisseden personelde tükenmişlik riski 2,5 kat artıyor. Terfi ve takdir aşamalarında ise Bersin by Deloitte araştırması, güçlü bir takdir anlayışına sahip firmalarda istifa oranlarının %31 gerilediğini gösteriyor. Gallup ve Workhuman’ın ortak çalışması da nitelikli takdir gören ekiplerin şirketten ayrılma eğiliminin %45 azaldığını doğruluyor.
Veda Hediyelerinin Çelişkisi ve Yöneticinin Dönüştürücü Rolü
Emeklilik evresinde şirketler genellikle somut eşyalara bütçe ayırsa da kurumsal hediyelerin yaklaşık %40’ı çöpe gidiyor. Gallup verileri, çalışanların hediyenin maddi değerinden ziyade jestin kimden geldiğine odaklandığını ortaya koyuyor. Doğrudan yöneticiden gelen takdir %28, üst düzey liderlerin gösterdiği takdir ise %24 oranında akılda kalıcı bulunuyor. Bu tablo, bütçe ayrılan fiziksel objelerin, yöneticilerin ayıracağı samimi zamanın ve kuracağı bağın yerini tutamadığını kanıtlıyor.
Plansız Vedaların Uzun Vadeli Faturası
İşten ayrılma aşaması, çalışan yaşam döngüsünde en az tasarlanan ancak görünmeyen maliyeti en yüksek evredir. Aberdeen Group’a göre kurumların %71’inde resmi bir çıkış prosedürü bulunmuyor. Gallup ise ayrılan profesyonellerin sadece %45’inin süreci olumlu değerlendirdiğini belirtiyor. Oysa yapıcı bir veda deneyimi yaşayan personelin eski şirketini tavsiye etme ihtimali 2,9 kat artıyor. LinkedIn verileri de eski kurumuna geri dönen çalışan oranının 2019’daki %2,8 seviyesinden %4,3’e, teknoloji sektöründe ise %6,1’e tırmandığını belgeliyor.
Türkiye’de işveren markası yatırımları ağırlıklı olarak ilk gün kutuları ve işe alım tanıtımlarıyla sınırlı kalıyor. İşe alım giderleri anında muhasebeleştirilebildiği için kolayca onaylanırken, kötü yürütülen ayrılıkların bedeli aylar sonra olumsuz bir iş yeri inceleme platformu yorumunda ya da kaybedilen geri dönüş fırsatlarında ortaya çıkıyor. Bu görünmeyen maliyeti fark edip stratejisini tüm çalışan yolculuğuna yayan kurumlar, yetenek pazarında kalıcı bir rekabet avantajı elde ediyor.