Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Şafak Müderrisgil, Platin için yazdığı yazıda federasyonun Tenis Şehirleri vizyonunu anlattı. Yaklaşımın özü, tenisi yalnızca bir spor dalı olarak değil, şehirlerin ekonomik ve kültürel gelişimini destekleyen bir araç olarak görmek. Müderrisgil’e göre tenisi turizm açısından değerli kılan üç özellik var: uluslararası bir takvimi olması, yüksek harcama yapan bir ziyaretçi profili çekmesi ve dört mevsim oynanabilmesi.
Rakamlar Büyüyor
Federasyon her yıl 500’ün üzerinde turnuva düzenliyor ve bunların yaklaşık yarısı uluslararası. Her yıl 26 bine yakın sporcu, antrenör ve teknik ekip Türkiye’ye geliyor, bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 5 arttı. Bu hareketlilik konaklama, ulaşım, yeme içme ve alışveriş üzerinden şehirlere doğrudan döviz girdisi sağlıyor.
Üst seviyede de tablo güçlü. Adana, Ankara, İstanbul, Samsun ve Antalya’da düzenlenen dokuz WTA 125 turnuvası bu şehirleri dünya kadın tenisinin takvimine taşıyor. WTA 125, ana turun bir alt basamağı ve yükselen oyuncularla ilk yüzdeki isimlerin buluştuğu seviye. Erkeklerde aynı rolü ATP Challenger turnuvaları üstleniyor. Merkezde ise iklimi ve tesisleriyle profesyonellerin kamp adresi haline gelen Antalya var.
Anadolu’dan Örnekler
Modelin en dikkat çekici örnekleri büyük şehirlerin dışında. Şırnak’taki Cudi Cup ulusal bir turnuva olarak başladı, son beş yıldır uluslararası takvimde yer alıyor ve kentte lisanslı kulüp ve sporcu sayısını belirgin şekilde artırdı. Diyarbakır’daki Zerzevan Cup adını UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki Zerzevan Kalesi’nden alıyor ve gelecek yıl uluslararası statüye geçmeye hazırlanıyor. Iğdır Kayısı Cup ise kentin coğrafi işaretli ürününü ulusal tenis takvimine taşıyor.
Müderrisgil, federasyonun hedefini daha fazla turnuva düzenlemekten çok, tenis sayesinde markalaşan ve turizm gelirini yıl geneline yayan şehirler yaratmak olarak tanımlıyor.